Merhaba,Ay Rand Bencilliğin Erdemi kitabını okuyorum,bir yandan da İoanna Kuçuradi hocanın yazılarına söyleşilerine bakıyorum.etik ve ahlak konularında konuşabiliriz isteyen olursa
Katılıyorum. Keşiften gördüğüm kadarıyla sizde güngörmemiş filmler var. Masada senaristimiz de var. Sizlerden (kendi adıma) izlenecek okunacak içerik tavsiyeleri bekliyoruz
Merhaba,Ay Rand Bencilliğin Erdemi kitabını okuyorum,bir yandan da İoanna Kuçuradi hocanın yazılarına söyleşilerine bakıyorum.etik ve ahlak konularında konuşabiliriz isteyen olursa
Mesela ben de Ayn Rand okumuştum 2-3 sene önce. Objektivizm hayli kapsamlı bir zemin sunuyor sanki tartışmak için. Okumalarımızı yapıp bunun üzerine konuşabiliriz.
Katılıyorum. Keşiften gördüğüm kadarıyla sizde güngörmemiş filmler var. Masada senaristimiz de var. Sizlerden (kendi adıma) izlenecek okunacak içerik tavsiyeleri bekliyoruz
Senarist olarak tavsiye edeceğim filmler genellikle ağdalı sanat filmeri olmaz asla, daha çok hikayesi, olay örgüsü, karakter gelişimi, diyalog kalitesi, çekim teknikleri ve kurgusuna göre değerlendirip öneririm.
Üstelik fikirlerinin doğruluğu/yanlışlığından öte Ayn Rand başlı başına ilginç bir karakter.
Rasyonalist ve anti-müdahaleci perspektifin en sağlam savunusunun yirminci yüzyılda bir kadından gelmesi bence çok ilham verici ve takdir edilesi.
Tamam Dilara hanım konuşalım. idealar dünyasında bir yerlerde uçuşan kitap okumanın cahillik olduğunu veya felsefenin bom boş bir şey olduğu savunulan idealar da var, bu fikirleri de bağrımıza basıp konuşmalı mıyız yoksa lümpen saçmalıkları diyerek yok mu saymalıyız?
Konudan bağımsız olarak, etik, ahlak ve bencillik açısından Arrival izlenebilir. Filmde annenin seçimi ve bunun etik olup olmadığını düşünmek izleyicinin kucağına bırakılmış.
Kötü insan eylemlerini yaparken kötülük yaptığını düşünmez, bu onun normal yaşamıdır. Bir eyleme iyi veya kötü diyebilmek için onu gören başkalarının da olması gerekir sanki.
Dilara hanım yanlış anladınız sanırım ben felsefeci değilim siz felsefe okuduğunuzu söylediğiniz için bu konudaki fikrinizi merak ettim, yoksa alay etmek aşağılamak gibi bir niyetim kesinlikle yok.
Ben akli dengesi yerinde olan bütün insanların beyninde sürekli "iyi olduğuna inandığın şeyi yap" komutunun çalıştığını düşünüyorum. Yani herkes aslında yaptıklarının iyi olduğunu düşünüyor. Neyin iyi olduğuna inandığımız ve kimin için iyi olduğu ise insanın bilgi birikimi, entelektüel seviyesi ve empati yeteneğinin ne kadar olduğu ile alakalı. Hayata dar pencereden bakan insanlar sadece kendisi veya ailesi için iyi olan şeyleri yapıp insanlığın geri kalanını umursamıyorken, bakış açısı daha geniş olanlar bütün insanlık için hatta bütün canlılar için iyi şeyler yapabiliyorlar. İki tarafında vicdanı rahat oluyor. Bakış açısı dar olup empati yeteneği az olanlara toplum kötü diyor. Diğerlerine iyi diyor. Bunlar nacizane benim düşüncelerim tabii istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz. Hatta eleştirirseniz memnun olurum :)
Bunun evrensel bir tanımı yok ki. Hiç bir zaman da olmadı. Dönem dönem toplumun çoğunluğunun iyi olduğuna inandığı şeyler oluyor ama zamanla değişiyor. Bir zamanlar hammurabi kanunları vardı. Şimdi insan hakları evrensel beyannamesi var. Gelecekte muhtemelen başka şeyler olacak.
Bir zamanlar insan köleler çok doğaldı mesela. Köle sahiplenmek o kişiye iyilik olarak bile görülürdü. Şu an tamamen ahlak dışı görülüyor. Şu an normal görünen bir kesimin zengin olup özel yatında parti verirken bir kesimin geçim derdiyle uğraşması 100 yıl sonra tamamen ahlak dışı olabilir veya insansı robotlar yaygınlaşınca bir restorana gittiğimizde insan garsonların müşterilere hizmet etmesi ahlak dışı olabilir. Robot yerine insan çalıştıran mekanlar boykot bile edilebilir. Bekleyip göreceğiz.
Bir zamanlar insan köleler çok doğaldı mesela. Köle sahiplenmek o kişiye iyilik olarak bile görülürdü. Şu an tamamen ahlak dışı görülüyor. Şu an normal görünen bir kesimin zengin olup özel yatında parti verirken bir kesimin geçim derdiyle uğraşması 100 yıl sonra tamamen ahlak dışı olabilir veya insansı robotlar yaygınlaşınca bir restorana gittiğimizde insan garsonların müşterilere hizmet etmesi ahlak dışı olabilir. Robot yerine insan çalıştıran mekanlar boykot bile edilebilir. Bekleyip göreceğiz.
Ioanna hoca deger ve deger yargılarınn birbirinden ayrı tutulması gerektiğini,tüm bu bahsettiklerimizin deger yargilari adi altında anilip devingen olduğunu belirtiyor
Bence bu sorulara antropoloji sahasının bulguları güzel cevaplar sunuyor. Şahsen okumayı sevdiğim bir alan.
Türümüz bireysel olarak çok zayıf. Organize olmaya, işbirliğine muhtaç. Bunu destekleyen karakter özellikleri -empati, şefkat, özveri vs. - makul düzeyde evrimleşmiş. Aidiyet ilişkisine dayalı her cemiyette yalan, hırsızlık, bencillik, ihanet ahlaken kusurlu sayılmış.
Bunun gibi bir düzine ortak şablonun dışındaki ahlak normları ise sosyal hiyerarşiye, iktisadi ve kültürel kompleksiteye, coğrafya ve iklim şartlarına göre şekillenmiş.
Fakat burada şöyle bir püf noktası var: Sözleşmeye dahil etmediğimiz kesimlere (ötekilere, düşmanlara) karşı bu kurallar geçerli değildir. Onlar bizim kokumuzu taşımazlar, kutsallarımızı tanımazlar ve tehlikelidirler.
Bu "öteki"nin kapsamı ideolojik bir meseledir. Bazı ideolojilerde (sosyalizm, liberalizm) önerilen ahlak teorisi beynelmilel bir kapsayıcılık iddiası taşır.
Bazı ideolojilerde ise kapsama alanı etnik, dini, sınıfsal vs. daha dar bir küme ile sınırlandırılmıştır.
Dolayısıyla bence bağlamdan (zaman, mekan, cemiyet yapısı, özel koşullar) bağımsız ahlaki genellemeler yapmak pek mümkün değil. En fazla bireysel vicdani pozisyon deklarasyonu olarak kalır söyleyeceğimiz şeyler.
Yine de ahlakın sınırlarına dair önermeler faydalı tabii. Mütemadiyen devam edegelmiş tartışmalardır bunlar, ve toplumları değişen koşullara karşı zinde tutar.
Bir zamanlar insan köleler çok doğaldı mesela. Köle sahiplenmek o kişiye iyilik olarak bile görülürdü. Şu an tamamen ahlak dışı görülüyor. Şu an normal görünen bir kesimin zengin olup özel yatında parti verirken bir kesimin geçim derdiyle uğraşması 100 yıl sonra tamamen ahlak dışı olabilir veya insansı robotlar yaygınlaşınca bir restorana gittiğimizde insan garsonların müşterilere hizmet etmesi ahlak dışı olabilir. Robot yerine insan çalıştıran mekanlar boykot bile edilebilir. Bekleyip göreceğiz.
İnsansı robotlar ve insan garson çalıştırma ilişkisi güzel olmuş. Köleliğin kalkışında da benzer bir dinamik var.
Endüstri devriminin olmadığı bir dünyada kölelik kalkamazdı. Makineleşme sonrası işler daha standardize olup ücretli mesai planıyla düzenlenebilir hale geldiğinde "köle" statüsü ortadan kalktı.
Roma Hukuku, İslam Hukuku, Çin kadim Hukuku vs. her yerde düzenlenmiş bir köle hukuku var. Dünyanın en normal şeyi.
Köleliğin insanlığın gelişim aşamasında olumlu bir basamak olduğu bile söylenebilir.
Nasıl mı? Mağara devirlerinde bir kabile diğerini mağlup edince nüfusunu kılıçtan geçirirdi. Kuzenimiz olan Neandertalleri 35 bin yıl önce soykırıma uğratmış olabileceğimiz bile ciddi bir hipotez.
Tarım toplumunda artık böyle yapmamışız. Yendiklerini öylece bırakamazsın tabii, yarın intikam için örgütlenip seni tepeleyebilirler. Fakat öldürmüyorsun da. Arana hukuki bir ast-üst ilişkisi koyup angarya işlere sürüyorsun.
Öteki durumdan daha iyi sayılmaz mı? Ahlaklı bir davranış.
İnsansı robotlar ve insan garson çalıştırma ilişkisi güzel olmuş. Köleliğin kalkışında da benzer bir dinamik var.
Endüstri devriminin olmadığı bir dünyada kölelik kalkamazdı. Makineleşme sonrası işler daha standardize olup ücretli mesai planıyla düzenlenebilir hale geldiğinde "köle" statüsü ortadan kalktı.
Roma Hukuku, İslam Hukuku, Çin kadim Hukuku vs. her yerde düzenlenmiş bir köle hukuku var. Dünyanın en normal şeyi.
Köleliğin insanlığın gelişim aşamasında olumlu bir basamak olduğu bile söylenebilir.
Nasıl mı? Mağara devirlerinde bir kabile diğerini mağlup edince nüfusunu kılıçtan geçirirdi. Kuzenimiz olan Neandertalleri 35 bin yıl önce soykırıma uğratmış olabileceğimiz bile ciddi bir hipotez.
Tarım toplumunda artık böyle yapmamışız. Yendiklerini öylece bırakamazsın tabii, yarın intikam için örgütlenip seni tepeleyebilirler. Fakat öldürmüyorsun da. Arana hukuki bir ast-üst ilişkisi koyup angarya işlere sürüyorsun.
Öteki durumdan daha iyi sayılmaz mı? Ahlaklı bir davranış.
Bu konu baya tartışma götürür hocam. Öldürülmek mi daha iyi yoksa köle olup hayatta kalmak mı? Şu anki kafamda ölmeyi tercih ederdim gibi geliyor ama o anki şartlarda yaşasam farklı düşünebilirdim.
Tabii meşakkatli konular. Yaşamak her koşulda iyi mi? İntihar ve ötenazi konularına bile dallanılabilir.
Yalnız köleliği bileğine pranga vurulmuş yarı çıplak tarım işçisi siyahiler gibi dar bir kulvarda hayal etmeyin
Efendisinin güvenini kazanmış bazı yetenekli kölelerin konfor ve statüsünü sözümona "hür" köylüler hayal bile edemezdi.
Hür olmak karın doyurur mu :)
Tabii meşakkatli konular. Yaşamak her koşulda iyi mi? İntihar ve ötenazi konularına bile dallanılabilir.
Yalnız köleliği bileğine pranga vurulmuş yarı çıplak tarım işçisi siyahiler gibi dar bir kulvarda hayal etmeyin
Efendisinin güvenini kazanmış bazı yetenekli kölelerin konfor ve statüsünü sözümona "hür" köylüler hayal bile edemezdi.
Hür olmak karın doyurur mu :)
Patronlarının güvenini kazanmış bazı yönetici işçilerin konfor ve statüsünü bazı küçük patronlar hayal bile edemezdi. :) bundan yüzlerce yıl sonra kurulacak bir sosyal medya platformunda yazılabilecek bir söz :)
uygulama bir şey vaad etmiyor. biraz bildiklerini, sevdiklerini paylaşacağın bir şey. bilmiyorum nelere sebep olur. şu para kazanma derdinin mahvettiği güzelim internette son bi deneme, son bi şans gibi olacak umarım burası
vaad etmiyor derken, para kazanmak adına. para olmayınca reklamcılık olmuyor, reklamcılık yoksa iğrençleşmiyor kısaca. bakalım nereye kadar ve nasıl gider. en azından 5 gün güzel giderse, 5 gün keyif alırız, napalım :)
Bir de burası görece insanların daha aklı başında kesimine hitap ediyor gibi. Bu yüzden de çok kişi olamayız. Toplumda aklı başında insan sayısı fazla değil:)
uygulama bir şey vaad etmiyor. biraz bildiklerini, sevdiklerini paylaşacağın bir şey. bilmiyorum nelere sebep olur. şu para kazanma derdinin mahvettiği güzelim internette son bi deneme, son bi şans gibi olacak umarım burası
Anlatmak istediği şeyi tam anlamamakla birlikte benim anladığım şu oldu: hepimiz bu sistemde birilerine hizmet ediyoruz ama bunu yaparken de birilerini kullanıyoruz
Konusuna baktım güzel kitaba benziyor. Aldım listeme okuyacağım. Ben daha çok bu itaat zincirini kırmak isteyen tarafta bulunuyorum ama insanların bunu neden devam ettirmek istediğini anlamak önemli
Bana linkedin’de birçok insanın aslında yaptığı basit saçma sapan işleri övmesini düşündürttü
Artık kıdemli paspas oldum. Buraya gelmemde bana yardım eden vestiyer, masa, çaydanlık ve ayna'ya teşekkürü borç bilirim. Inanirsanız başarabilirsiniz, vazgeçmeyin cart curt :)
jung'tan anılar, düşler ve düşünceler kitabını tartışırsak çok mutlu olurum. adamı anlamak için otobiyografik bir kştap da olan bu eserden başlayın ve kırmızı kitap'ı en son okuyun diyorlar
Kim bırakılabilir ki? Eskiden patron baronları, finansal oligarklar konuşulurken tekno feodalizme geçtik, yani sadece rengi lacivert olan bir şey bu :)
İnsan düşününce lacivertten soğuyor:)
İşte tek başına bırakırsan işsiz kalıyorsun. Yerine yenisini buluyorlar. Sistem devam ediyor. Olan sana oluyor. Bunun için organize olup bırakmak gerekiyor. Onu da yapmayalım diye insanları her açıdan bölüyorlar. Türk-kürt, alevi-sünni, dindar-laik, fenerli-gsli gibi. Toplumdaki her türlü bölünme bence asıl mevzuya uyanıp birleşmeyelim diye suni olarak oluşturuluyor. Bunun yaninda beynimizi uyuşturmak ve bizi oyalamak için tv kanalları, dijital platformlar, sosyal medya(burayı tenzih ederek söylüyorum) kullanılıyor. Bi mevzuya uyansak yer yerinden oynayacak ama yapamıyoruz. :) https://youtube.com/shorts/oui18Dyq1BI?si=FXzQOIhz9QuoDQQl
İşte tek başına bırakırsan işsiz kalıyorsun. Yerine yenisini buluyorlar. Sistem devam ediyor. Olan sana oluyor. Bunun için organize olup bırakmak gerekiyor. Onu da yapmayalım diye insanları her açıdan bölüyorlar. Türk-kürt, alevi-sünni, dindar-laik, fenerli-gsli gibi. Toplumdaki her türlü bölünme bence asıl mevzuya uyanıp birleşmeyelim diye suni olarak oluşturuluyor. Bunun yaninda beynimizi uyuşturmak ve bizi oyalamak için tv kanalları, dijital platformlar, sosyal medya(burayı tenzih ederek söylüyorum) kullanılıyor. Bi mevzuya uyansak yer yerinden oynayacak ama yapamıyoruz. :) https://youtube.com/shorts/oui18Dyq1BI?si=FXzQOIhz9QuoDQQl
hocam insan nankör bir varlıktır, herkes mevzunun farkında olsa nolur ki, birileri o sırada çalışmayanları fırsat bilir daha fazla çalışır. hem akşama evde çocuklar ekmek bekliyor, birilerinin kendini feda etmesi lazım
Biraz şeytanın avukatlığını yapmak gibi olacak ama :)
Büyük sistemlerin içerisinde sıkıcı küçük işleri yapmak üzere eğitilen ve işverenine karşı fazla rest çekme imkanı olmayan -çünkü rahatlıkla yerimize biri bulunabilir- insanlar olduğumuz doğru.
Fakat bunun sahici alternatifi nedir? 5 senede bir otomobil 3 senede bir telefon değiştirmek, bir tıkta 250 liralık zurna dürümün ayağımıza gelmesi, her gün duş almak, her yaz tatile çıkmak vs. vs.
Kendimize "hak" olarak gördüğümüz bütün bu mal ve hizmetler; alt üreticilerden nakliyecilere kadar olabilecek en optimum ve ucuz üretim süreçlerinin işletilmesinin bir sonucu. Burada haliyle işçi de performans beklenen, az ücret alan bir "verim" aracı.
"Bu böyle olmasın" diyoruz da biz daha özgür ve daha inisiyatif sahibi olacağımız bir ekonomik modelde daha az tüketmeye razı mıyız?
Bence gerçekten konforu terk edip özgürlüğü aramak her anlamda daha onurlu ve mutlu edici bir davranış. Fakat sigaranın da kötü olduğunu herkes bilir. Tiryakileri ikna edebilir misin..
hocam insan nankör bir varlıktır, herkes mevzunun farkında olsa nolur ki, birileri o sırada çalışmayanları fırsat bilir daha fazla çalışır. hem akşama evde çocuklar ekmek bekliyor, birilerinin kendini feda etmesi lazım
Muhakkak bazı insanlar bu fırsatı değerlendirmek isteyecektir. Lakin yeterli sayıda işçiyi ikna ettiğimizde bu fırsatçıların çalışması sistemi kurtarmayacaktır. Bir de bence insanın doğasında nankörlük de var dürüstlük de, iyilik de var kötülük de. Şartlara göre bunlar arasında seçim yapıyor diye düşünüyorum. Bu yüzden direkt insan nankördür diyemem ben. Belki de çok iyimserim bilemiyorum :)
Biraz şeytanın avukatlığını yapmak gibi olacak ama :)
Büyük sistemlerin içerisinde sıkıcı küçük işleri yapmak üzere eğitilen ve işverenine karşı fazla rest çekme imkanı olmayan -çünkü rahatlıkla yerimize biri bulunabilir- insanlar olduğumuz doğru.
Fakat bunun sahici alternatifi nedir? 5 senede bir otomobil 3 senede bir telefon değiştirmek, bir tıkta 250 liralık zurna dürümün ayağımıza gelmesi, her gün duş almak, her yaz tatile çıkmak vs. vs.
Kendimize "hak" olarak gördüğümüz bütün bu mal ve hizmetler; alt üreticilerden nakliyecilere kadar olabilecek en optimum ve ucuz üretim süreçlerinin işletilmesinin bir sonucu. Burada haliyle işçi de performans beklenen, az ücret alan bir "verim" aracı.
"Bu böyle olmasın" diyoruz da biz daha özgür ve daha inisiyatif sahibi olacağımız bir ekonomik modelde daha az tüketmeye razı mıyız?
Bence gerçekten konforu terk edip özgürlüğü aramak her anlamda daha onurlu ve mutlu edici bir davranış. Fakat sigaranın da kötü olduğunu herkes bilir. Tiryakileri ikna edebilir misin..
5 senede bir otomobil, 3 senede bir telefon değiştirmemiz gerekmiyor ki. Planlı eskitme mevzusu var kapitalizmde. Bu yüzden aldıklarımız bir süre sonra kullanılmaz hale geliyor. Galiba nokia 3310 için planlı eskitme kullanmamış 20 sene önceki telefonum bugün hala sorunsuz çalışıyor :)
Yine aynı yere geliyor mevzu. İstediğimiz şey eşitlik mi özgürlük mü yoksa konfor veya lüks mü? Bunlar arasında seçim yapmalıyız.
Bir de abi sen niye tankın üzerindesin pp'de? :)
Bir de şu sigara mevzusuna değineyim. Insan davranışlarını hep mantığını kullanarak seçmiyor. Hatta çoğunlukla duygularını kullanıyor. Bu yüzden insanları sadece mantıklı argümanlarla ikna etmek bir değişikliğe sebep olmayabilir ama duygusal açıdan da ikna olmuş bir insan sigarayı bırakabilir. Burada sigara yerine istediğimiz bir zararlı şeyi koyabiliriz. Tüketim çılgınlığı dahil.
Muhakkak bazı insanlar bu fırsatı değerlendirmek isteyecektir. Lakin yeterli sayıda işçiyi ikna ettiğimizde bu fırsatçıların çalışması sistemi kurtarmayacaktır. Bir de bence insanın doğasında nankörlük de var dürüstlük de, iyilik de var kötülük de. Şartlara göre bunlar arasında seçim yapıyor diye düşünüyorum. Bu yüzden direkt insan nankördür diyemem ben. Belki de çok iyimserim bilemiyorum :)
Çok mobil bir çağda yaşıyoruz.
10 bin, 20 bin, 100 bin, hadi olsun 300 bin kişiyi greve teşvik etmek bir sonuç doğurmaz. Çok niş bir takım zanaat ve uzmanlıklar hariç -ki onlar greve en zor ikna edilecek ekiptir- pozisyon doldurmak çok kolay. İş bekleyen yüzbinler var.
Bazı işletmelerin işine bile gelir, personel azaltımına giderler giden 2 kişi yerine 1 kişi alırlar.
Uygulanabilir öneri alternatif iş sistemi geliştirmektir. İdeolojik oryantasyonu sağlam 20 bin takipçiniz varsa gidip kooperatif, komün, birlik vs. kurabilirsiniz. Orada da baştaki heyecan geçince insanları yönetmek hiç kolay olmaz. Amish gibi dini motivasyona ve sıkı iç disipline sahip örnekler genelde başarılı olabiliyor.
Bir de şu sigara mevzusuna değineyim. Insan davranışlarını hep mantığını kullanarak seçmiyor. Hatta çoğunlukla duygularını kullanıyor. Bu yüzden insanları sadece mantıklı argümanlarla ikna etmek bir değişikliğe sebep olmayabilir ama duygusal açıdan da ikna olmuş bir insan sigarayı bırakabilir. Burada sigara yerine istediğimiz bir zararlı şeyi koyabiliriz. Tüketim çılgınlığı dahil.
Buna yüzde yüz katılıyorum. İnsan davranışı genelde üstüne az düşünülmüş alışkanlıklar, sosyal çevresindeki yaygın örüntüler ve irrasyonel duygusal sinyaller çerçevesinde olur.
Neden kot pantolon şalvardan daha iyi bir şey? Neden herkes üniversiteye gider? Audi'nin Doblo'ya karşı üstünlüğü nedir? Çok mantıklı cevaplar bulunmaz.
Tank sorunuz için dipnot: Ex-Yugoslav ülkelerde bazı acayipliklere sokakta rastlamak mümkün :)
Çok mobil bir çağda yaşıyoruz.
10 bin, 20 bin, 100 bin, hadi olsun 300 bin kişiyi greve teşvik etmek bir sonuç doğurmaz. Çok niş bir takım zanaat ve uzmanlıklar hariç -ki onlar greve en zor ikna edilecek ekiptir- pozisyon doldurmak çok kolay. İş bekleyen yüzbinler var.
Bazı işletmelerin işine bile gelir, personel azaltımına giderler giden 2 kişi yerine 1 kişi alırlar.
Uygulanabilir öneri alternatif iş sistemi geliştirmektir. İdeolojik oryantasyonu sağlam 20 bin takipçiniz varsa gidip kooperatif, komün, birlik vs. kurabilirsiniz. Orada da baştaki heyecan geçince insanları yönetmek hiç kolay olmaz. Amish gibi dini motivasyona ve sıkı iç disipline sahip örnekler genelde başarılı olabiliyor.
Bunun çözümünü bulsam zaten burada konuşmak yerine devrimi yapmıştım :)
Ben filme dönmek istiyorum. Peki sizce adamın kahvaltı yaptığı masadaki genç insanlar sizce kim?
Onların aileden birileri olduğunu düşünmedim ben. O sandalyeyi ve masayı üreten insanlar olabilir. Birinin ürettiği bir şeyi aldığımızda aslında o kişinin emeğini alıyoruz. Bir nevi o kişiyi kullanmış oluyoruz ürettiği şeyi kullanırken.
Onların aileden birileri olduğunu düşünmedim ben. O sandalyeyi ve masayı üreten insanlar olabilir. Birinin ürettiği bir şeyi aldığımızda aslında o kişinin emeğini alıyoruz. Bir nevi o kişiyi kullanmış oluyoruz ürettiği şeyi kullanırken.
Bana çocukları gibi geldi. Çocukları için de sanki büyüsün de bize baksınlar gibi düşünmüş, eve destek olsun ya da. Masanın ayağına destek olmuşlar sonunda. Ayakta tutuyor masayı, bilerek masanın ayağı seçilmiş olabilir.
Animasyonda gösterilen işlerin lüzumsuzluğu çok hoşuma gitti. Gerçek bir değeri olan ve icra edeni tatmin eden meslekler değil. Değersizliği çok iyi vurgulamışlar
Bir de filmde sıfır duygu var. Herkes hep aynı surat ifadesi. Ne bir mutluluk ne bir üzüntü ne bir öfke. Robot olmuşlar cidden. Bu insanların yerine yapay zekalı robotları koy hiç sırıtmaz.
Size bir sorum var. Sizce yapay zeka ile üretilen bir şeye sanat eseri denilebilir mi? Müzik, resim, şiir veya senaryo.
Denilemez bence. Ortada özgün bir insan katkısı yok. Yapay zekayı teknik anlamda dizayn eden insanlar o dizaynın sanatçısı olabilir. Fakat yapay zekanın ürettiği eserlerin sanatçısı olmazlar, o sanatsal alanda yetkin bile olmaları gerekmiyor.
Üretim aygıtına göre belirlenemez ama sanat eserleri de hep üretim aygıtına göre kategorize edilmiş halde. Abdullah bey buradan yola çıkmak istemiş olabilir. Üretim aygıtı insan olan sanat eserleri arasında yapay zeka ile üretin işler sanat eseri sayılabilir mi diyebiliriz
Denilemez bence. Ortada özgün bir insan katkısı yok. Yapay zekayı teknik anlamda dizayn eden insanlar o dizaynın sanatçısı olabilir. Fakat yapay zekanın ürettiği eserlerin sanatçısı olmazlar, o sanatsal alanda yetkin bile olmaları gerekmiyor.
Peki sanatçısı insan olmasa bile yine ortaya çıkan ürüne sanat eseri diyemez miyiz? Sanatçısı da yapay zeka diyelim. Yani bu konuda yapay zekaya neden insan muamelesi yapmayalım? Tamam yapay zekanın duyguları yok ama ürettiği şey insanın duygularına hitap edebiliyor. Bir şeyi sanat eseri yapan insanda duygular uyandırabilmesi değil mi?
Benzer bir soru şöyle de sorulabilir. Doğada doğal şartlarda oluşmuş bir şelale veya isviçre'de bulunan alpler sanat eseri midir? Sanatçısı yok. Bilinçli yapılmamış ama insan baktığında değişik duygular hissedebiliyor. Üstelik insan da doğada doğal şartlarda oluşmuş bir varlık. (İnançlar değişebilir ama ben kanıtlanmış bilimsel verilere göre söylüyorum.) Böyle bakınca insanı diğer aygitlardan ayıran pek bir şey yok gibi. Bu yüzden yapay zekayı da bir nevi insan gibi düşünebiliriz. Sadece saf mantıktan oluşan, her bilgiye ulaşabilen ama duyguları olmayan bir insan gibi.
Peki sanatçısı insan olmasa bile yine ortaya çıkan ürüne sanat eseri diyemez miyiz? Sanatçısı da yapay zeka diyelim. Yani bu konuda yapay zekaya neden insan muamelesi yapmayalım? Tamam yapay zekanın duyguları yok ama ürettiği şey insanın duygularına hitap edebiliyor. Bir şeyi sanat eseri yapan insanda duygular uyandırabilmesi değil mi?
Güzel bir soru. Sanırım şu ayrımı yapmaya eğilimliyim: Eğer ortada bir yetenek gösterisi ve emek varsa sanat -ya da zanaat- sayılır. Bu yoksa endüstriyel bir faaliyet sayılır. Bir marangozun kayın ağacına şekil verip işlemelerini ve kakmalarını eliyle oyduğu sandalye bir sanat eseridir. Tayvan'daki fabrikada günde 10000 tane çıkarılan standart ofis sandalyesi endüstriyel üründür. Aynı şekilde bir keman virtüözünün her çaldığında aslında biricik olan, ses uzunlukları ve nota geçişleri standardize ve kusursuz olmayan icrası bir sanat gösterisidir. Yapay zeka üretimi müzik ise değildir. Çünkü ortada bir yetenek gösterisi, biriciklik yok. Arkada akan 0'lar ve 1'lerden ibaret bir işleyici o sadece.
Güzel bir soru. Sanırım şu ayrımı yapmaya eğilimliyim: Eğer ortada bir yetenek gösterisi ve emek varsa sanat -ya da zanaat- sayılır. Bu yoksa endüstriyel bir faaliyet sayılır. Bir marangozun kayın ağacına şekil verip işlemelerini ve kakmalarını eliyle oyduğu sandalye bir sanat eseridir. Tayvan'daki fabrikada günde 10000 tane çıkarılan standart ofis sandalyesi endüstriyel üründür. Aynı şekilde bir keman virtüözünün her çaldığında aslında biricik olan, ses uzunlukları ve nota geçişleri standardize ve kusursuz olmayan icrası bir sanat gösterisidir. Yapay zeka üretimi müzik ise değildir. Çünkü ortada bir yetenek gösterisi, biriciklik yok. Arkada akan 0'lar ve 1'lerden ibaret bir işleyici o sadece.
Bu güzel bir bakış açısı. İçinde emek olması ve standardize olmaması.
Lakin yapay zeka çok ileride muhtemelen insandan hiç ayırt edilemeyecek seviyeye gelecek ve ürettiği müzikler biriciklik barındıracak sanki müziği insan çalıyormuş gibi. O gün bu sorgulamayı tekrar yapmamız gerekecek :)
Bütün bu sorgulama sanırım sanatın net bir tanımı olmamasından kaynaklı. Net bir tanımı olsa hemen karar verebilirdik yapay zekanın sanat yapıp yapmadığına. Kimisine göre sanat kendindeki bir duyguyu anlatmak için ortaya çıkardığın şeydir. Bu tanıma göre yapay zekanın sanat yapması imkansız. Kimisine göre de karşı tarafta belirli duyguları uyandirabilen şey sanattır. Buna bakınca yapay zeka sanat yapabiliyor.
Sanat, eserin kendisinde mi? sanatçının niyetinde mi? yoksa esere bakan insanın deneyiminde mi?
Buna cevap vermeden bu sorgulama bitmez gibi.
Benzer bir soru şöyle de sorulabilir. Doğada doğal şartlarda oluşmuş bir şelale veya isviçre'de bulunan alpler sanat eseri midir? Sanatçısı yok. Bilinçli yapılmamış ama insan baktığında değişik duygular hissedebiliyor. Üstelik insan da doğada doğal şartlarda oluşmuş bir varlık. (İnançlar değişebilir ama ben kanıtlanmış bilimsel verilere göre söylüyorum.) Böyle bakınca insanı diğer aygitlardan ayıran pek bir şey yok gibi. Bu yüzden yapay zekayı da bir nevi insan gibi düşünebiliriz. Sadece saf mantıktan oluşan, her bilgiye ulaşabilen ama duyguları olmayan bir insan gibi.
Sanat, aşk, demokrasi, tanrı, mutluluk gibi soyut kavramların kapsama alanı muğlaktır. İnsanların zihninde ayrı ayrı şeyler canlanır, kelimelere herkes farklı anlamlar yükler. Analitik felsefenin temel meselesi :)
Ben genelde soyut kavramları olabildiğince net ve dar anlamıyla kullanma taraftarıyım, "muhafazakar" bir yaklaşımım var.
Sanat = İnsanların, estetik kaygılarla, emek ortaya koyarak ve yetenek sergileyerek ürettiği şeyler.
Yani hayır, jeolojik oluşumların sanatla bir ilgisi yok bence.
Zaten amaç o. Toplumun karanlık tarafını gösteriyor. Bu yüzden ismi kara ayna. Teknolojinin çok hızlı gelişmesine rağmen ahlak ve etik anlayışımız aynı hızla gelişmiyor. Bunu görmek benim de sinirimi bozuyor.
O makineye eklenen özellikler sayesinde merak edip araştırma yetenekleri oluyor ve hakikati aramaya koyuluyor. Bu özellik onu makine olmaktan çıkarmış bence.
Mind mappinge dair bilgisi olan, yapan uğraşan var mı? Normal not tutmayı seviyorum ama birden fazla konsepti bir birine bağlayip bir de rahatlikla onlara tekrar tekrar göz atmak normal not tutmada pek işlemiyor.
Bu mind mapping biraz ona cevap gibi.
Logseq kullaniyorum. Benzer bi hedefle denemistim. Onda da tipki obsidiandaki gibi map sistemi var ama nedense cok kullanmamistim o modu.
Bir de dosyalari bir bilgisayardan oburune aktarmak biraz dertti. Sanirim mind mapping programlari opml isimli tek bir dosya kullaniyor? O yuzden onlar daha pratik gibi geldi ama
Ben bi süredir çok ilgilenemiyorum ama bence obsidian bu konuda oldukça etkin, daha doğrusu tam benim hedeflediğim ölçüde düşünceler arası geçişleri, kesişimleri ve bağlantıları hızlıca kurmada beğendiğim bir program. Öğrenmesi biraz zaman alabiliyor ama bence buna değer.
Ben ona bir daha bakayım. Benim icin en kritik nokta dosyaya erişim. Basit bi dosya olsa kendime atarim. İş yerinde de entry girerim. Evde de. Ama sistem tek bilgisayara bagli olunca benim icin o kadar etkili olmuyor.
Dosyalama kısmı çok zahmetli değil, erişim durumu benim için kritik olmadığından çok bakmamıştım o kısma, ama düşünce akışını dökme açısından güçlü bence. Umarım faydalı olur, selamlar..
Tamam deneyeceğim, okullar açılmadan bakayım. Ben notebooklm’i çok kullanıyordum. Kitap özeti çıkaracağı zaman mesela, önce tabii kitabı kendisi okuyor, sonra yapay zekadan iki kişinin karşılıklı tartışması ile özeti dinliyor sonra çoktan seçmeli soruları çözdürüyordum.
Bunu çok farklı kullananlar var ama, mesela heidegger ve kant yaşasaydı şu an gündemde olan bir konuyu nasıl tartışırlardı gibi. PDF’leri yüklüyorlar ve tartışmayı dinliyorlar.
Notebooklm i ben de ibni sinanin şartli kiyaslarini anlamak icin kullanmistim. Cunku kitap en nejat'ta cok ozet geciyordu. Kitab el kiyasta da yine oldukca özet geciyordu. Kitap el şifaya erisimim yoktu.
O sebeple notebooklm kullanmistim. Bence de fena birsey degil ama insanı şüphede birakiyor "ben gercekten suan ana kaynagi mi ogreniyorum yoksa yapay zekanin verilerinde ne varsa onu mu" seklinde
Mesela şimdi aklıma geldi, “Aşık Filozoflar” kitabının PDF’ini yükle, o kitapta özel hayatları ve eserlerine etkisi de var, bi yandan kendi eserlerini ekle sonra felsefe dedikodularını dinle :) bence çok eğlenceli olabilir.
Tamam ona da bakarım
Felsefe tabanlı bir tartışma sitesi. Tüm konsepti tartışmak üzerine. Biri üzerine gercekten dusunup altini temellendirdigi bir statement, açıklama ortaya atıyor. Altına da insanlar olabildiğince düşünüp o statement ile tartışıyorlar. Daha sonrasinda o yorum altinda tartisma devam ediyor vs.
Ben konsepti seviyorum. Siteyi de seviyorum. Hatta biraz bakinca bakilip ustune dusunulecek guzel postlar da atiliyor. Fakat sitenin %90 i ai ve ai safety uzerine. Ayrica siteyi cogunlukla kendilerine "rationalists" diyen uçuk bir kitle ele geçirmiş durumda.
Sizin bildiginiz alternatif böyle bir platform var mi acaba
X’te odalar var, sohbet edilebiliyor. Edebiyat, ekonomi, felsefe, sanat ve en çok da geyik yapmak için kullanıyorlar. Ben yabancıların odalarına da arada bakıyordum. Orta yaş üstü daha düzgün oluyordu.
Felsefe tabanlı bir tartışma sitesi. Tüm konsepti tartışmak üzerine. Biri üzerine gercekten dusunup altini temellendirdigi bir statement, açıklama ortaya atıyor. Altına da insanlar olabildiğince düşünüp o statement ile tartışıyorlar. Daha sonrasinda o yorum altinda tartisma devam ediyor vs.
Ben konsepti seviyorum. Siteyi de seviyorum. Hatta biraz bakinca bakilip ustune dusunulecek guzel postlar da atiliyor. Fakat sitenin %90 i ai ve ai safety uzerine. Ayrica siteyi cogunlukla kendilerine "rationalists" diyen uçuk bir kitle ele geçirmiş durumda.
Sizin bildiginiz alternatif böyle bir platform var mi acaba
ben sizin mesajınızla kesfettim şimdi kimya üzerine yazılanları okuyorum bayağı faydalı bir yer gibi gorunuyor sağ olun paylaşım için
Dedigim gibi ben sadece kitlesini biraz sevmiyorum. Aradigim konsept sey aslinda. Keske biyer olsa da biri belli bir konu belirlese ayni lesswrong gibi. Sonra elindeki arastirmalar ve temellendirmelerle o konudaki fikirlerini belirtse. Insanlar da ayni titizliklr tartissa vs