Merhabalar. Bir ara herkes gibi ben de bir şeyler yazdım ama pek "yazdım" denemez buna
Ben de yıllar önce böyle başlamıştım, yazdıklarımın senaryo olduğunu zannediyordum,. Sonra Amerikan formatı ve senaryo matematiğini öğrenince eski yazdıklarımın mini romanlar olduğunu fark ettim. 🤭
Senin isim senarist olduğuna göre vardır bir şeyler
Eh işte kendi çapımda var bir şeyler, şu an için bir tane uzun metraj bilim kurgu senaryom uluslararası senaryo yarışmasına finalde yarışıyor, bir tane kendim çekmek için yazdığım kısa film senaryolsu ve hala yazmaya devam ettiğim bir kaç kısa film senaryosu var.
Ben de yıllar önce böyle başlamıştım, yazdıklarımın senaryo olduğunu zannediyordum,. Sonra Amerikan formatı ve senaryo matematiğini öğrenince eski yazdıklarımın mini romanlar olduğunu fark ettim. 🤭
:) o gerçekle yüzleşmeye korltuğumdan bıraktım ben galiba
Eh işte kendi çapımda var bir şeyler, şu an için bir tane uzun metraj bilim kurgu senaryom uluslararası senaryo yarışmasına finalde yarışıyor, bir tane kendim çekmek için yazdığım kısa film senaryolsu ve hala yazmaya devam ettiğim bir kaç kısa film senaryosu var.
Eh işte kendi çapımda var bir şeyler, şu an için bir tane uzun metraj bilim kurgu senaryom uluslararası senaryo yarışmasına finalde yarışıyor, bir tane kendim çekmek için yazdığım kısa film senaryolsu ve hala yazmaya devam ettiğim bir kaç kısa film senaryosu var.
:) o gerçekle yüzleşmeye korltuğumdan bıraktım ben galiba
Benim de benzer bir durum oldu, yazdığım onca hikayeyi senaryo formatına geçirmem gerektiğini anlayınca bu gözümü korkuttu, haftalarca bilgisayarın başına oturmamak için kendime saçma sapan bahaneler ürettim.
Benim de benzer bir durum oldu, yazdığım onca hikayeyi senaryo formatına geçirmem gerektiğini anlayınca bu gözümü korkuttu, haftalarca bilgisayarın başına oturmamak için kendime saçma sapan bahaneler ürettim.
Hiç onu düşünmemiştim. Nasıl peki kolay mı? Ben kendi açımdan bakınca sanki ikisi de aynı gibi geliyor. Senaryoya çevirmek dediğin örneğin "içeri girdi, kafasını çevirdi ve şöyle dedi" gibi sahnedeki hareketleri de mi tanımlamak oluyor
Hiç onu düşünmemiştim. Nasıl peki kolay mı? Ben kendi açımdan bakınca sanki ikisi de aynı gibi geliyor. Senaryoya çevirmek dediğin örneğin "içeri girdi, kafasını çevirdi ve şöyle dedi" gibi sahnedeki hareketleri de mi tanımlamak oluyor
Şimdi görünce dahil olmak istedim. Senaryoda daha görsel olarak düşünmek gerekiyor. Hatta şöyle bir şey vardır. Senaryo teknik bir metindir. Setteki oyuncu, kamera ekibi, grip ekibi kim olursa okuduğu zaman görsel olarak anlayabilmelidir.
Örneğin “Öfkeden deliye döner.” gibi bir ifade görsel bir karşılık veremez ama “(Sinirle) Oturduğu sandalyeden kalkar ve karşısındaki duvara fırlatır.” gibi bir ifadeyle görsel olarak daha net bir şey vermiş oluruz.
Evet, şarkı söylerken de aynı şekilde oldu. Gittikçe daha iyi oluyor ama mesela sesim otururken değil ayaktayken daha net, daha güçlü çıkıyor :) yine diyafram sebebiyle olmalı
Evet, şarkı söylerken de aynı şekilde oldu. Gittikçe daha iyi oluyor ama mesela sesim otururken değil ayaktayken daha net, daha güçlü çıkıyor :) yine diyafram sebebiyle olmalı
YouTubeda Emre Yücelen hoca var ses kullanımı konusunda videoları var onlara bak.
İzlerim ama online değil de bire bir ders sanki çok daha iyi olurdu. Seslendirme yapmak benim en büyük hayalim, diğeri de rüzgar sörfünü öğrenmek ama konuyla alakası yok tabii :)
Şimdi görünce dahil olmak istedim. Senaryoda daha görsel olarak düşünmek gerekiyor. Hatta şöyle bir şey vardır. Senaryo teknik bir metindir. Setteki oyuncu, kamera ekibi, grip ekibi kim olursa okuduğu zaman görsel olarak anlayabilmelidir.
Örneğin “Öfkeden deliye döner.” gibi bir ifade görsel bir karşılık veremez ama “(Sinirle) Oturduğu sandalyeden kalkar ve karşısındaki duvara fırlatır.” gibi bir ifadeyle görsel olarak daha net bir şey vermiş oluruz.
Aynen öyle, bunun en kısa tarifi aksiyon satırlarında kameranın çekemeyeceği mikrofonun duyamayacağı hiç bir şey yazmadır.
Hiç onu düşünmemiştim. Nasıl peki kolay mı? Ben kendi açımdan bakınca sanki ikisi de aynı gibi geliyor. Senaryoya çevirmek dediğin örneğin "içeri girdi, kafasını çevirdi ve şöyle dedi" gibi sahnedeki hareketleri de mi tanımlamak oluyor
Senaryo formatında şöyle yazılabilir;
Ahmet odaya girer.
Koltuğa oturur, televizyonu açar.
(EKRANDA) Son dakika yazısı geçiyordur.
Ahmet koltukta doğrulur gözleri televizyona kilitlenmiştir.
SPİKER
(EKRANDA)
Ünlü şarkıcı Haluk Bülent gözaltına alındı, kurucusu olduğu dost derneğine de makas ekiplerince baskın düzenledi.
Ahmet hızla telefonunu alıp nişanlısını arar.
AHMET
Alo Banu Haluk Bülent olayını duydun mu?
BANU
(TELEFONDA)
Evet.
AHMET
Şimdi ne olacak?
BANU
(TELEFONDA)
Bilmiyorum ama ama çok kötü oldu bu.
vs. vs. İşte buna benzer şekilde teknik detaylarla yazılır. Çok detaylı yazmadım buna daha aksiyon ve diyalog eklenmesi gerekir, bu yazar senaryosudur bir de shotlist denilen çekim senaryosu vardır onda ise kamera açıları, çekim ölçekleri ve set organizasyonu detaylı olarak yazılır.
Not: bu senaryodaki kişi ve kurumlar hayalidir🤣
Şimdi görünce dahil olmak istedim. Senaryoda daha görsel olarak düşünmek gerekiyor. Hatta şöyle bir şey vardır. Senaryo teknik bir metindir. Setteki oyuncu, kamera ekibi, grip ekibi kim olursa okuduğu zaman görsel olarak anlayabilmelidir.
Örneğin “Öfkeden deliye döner.” gibi bir ifade görsel bir karşılık veremez ama “(Sinirle) Oturduğu sandalyeden kalkar ve karşısındaki duvara fırlatır.” gibi bir ifadeyle görsel olarak daha net bir şey vermiş oluruz.
Dostum profil fotonda pro cam var sanki, bu işlerle mi uğraşıyorsun sen de?
İşin üzücü yanı uluslararası ödüllü senaryom var ama bunu bizim ülkemizde çekmeye yanaşacak yapımcı bulmak mümkün değil. Halbuki ülkemizden de uluslararası başarı kazanacak ciddi bilim kurgu filmleri çıksa sinema sektörü adına çok önemli katkılar sağlar.
Bence ülkemizde yapılmış en kaliteli yüksek konsept bilim kurgu filmi herkesin komedi filmi olarak izlediği ama aslında robotlar hissedebilir mi sorusunu irdeleyen, başrollerini Kemal Sunal ve Fatma Girik'in oynadığı 1987 yapımı Japon İşi filmidir. Bu film biraz daha yüksek prodüksiyonla ve felsefi yönünü öne çıkarak çekilseymiş dünya sinemasında kült filmler kategorisine girerdi.
Öncelikle tebrik ederim.
Başka bir ülkede çekme imkanınız yok di mi?
Teşekkür ederim, kendi ülkemizde yapımcı bulamıyorken yabancılara derdimizi anlatmak çok zor. Bazı yabancı fonlar var ama onları da almak için bin türlü engel çıkıyor.
Filmi bağımsız olarak çeksen bile salonlarda gösterime sokmak imkansıza yakın, çünkü Türkiye'deki neredeyse tüm sinema salonlarının sahibi olan Mars sinema grup adında Güney Koreli bir şirket var ve bu büyük yapımcılarla ortak çalışıyor bağımsız yapımcıları ciddiye bile almıyorlar.
Filmi bağımsız olarak çeksen bile salonlarda gösterime sokmak imkansıza yakın, çünkü Türkiye'deki neredeyse tüm sinema salonlarının sahibi olan Mars sinema grup adında Güney Koreli bir şirket var ve bu büyük yapımcılarla ortak çalışıyor bağımsız yapımcıları ciddiye bile almıyorlar.
Eğer çekme imkanınız varsa film youtube üzerinde katıl butonu ile ücreli izlenime sunulamaz mı efe aydal'ın yaptığı gibi
Yapıldığı dönem için gerçekten çok vizyoner bir iş, dünya henüz yapay zeka ve robotlar hakkında çok az şey biliyorken Türk bir senaristin bu konuyu felsefi derinliği olan bir şekilde yazmış olması muazzam bir öngörü.
Efe Aydal filmi kaç yılda zar zor bitirebildi, ekibinde çalışanların neredeyse hepsi gönüllülerdi buna rağmen filmi finanse etmekte zorlandı.
Çok da dişe değer bir film olmadı zaten ama demek istediğim çekim aşamasındansa çekim sonrası youtube üzerinden katıl ile yayınlarsanız ve film güzel olursa dilden dile dolanır finanse edebilir
Film çekmek çok maliyetli bir şeydir, sete çıktığında o gün hiç bir şey çekemesen bile deli gibi para yanmaya devam eder. Amerika'da adamlar saçma sapan fimlere 200 300 milyon dolar harcıyor, biz 1 1.5 milyon dolarlık film yapinca dev bütçeli diyoruz. Aradaki kalite farkı bu kadar büyük.
O bütçeyi alper çağlar bile neredeyse on yıldır bulamadı
Çünkü ülkemizde sinema sanat değil ticaret kapısı olarak görülüyor. Yapımcı 60-70 milyon koysarsam ne kadarı geri gelir diye düşünüyor. Sanatsal, felsefi, edebi vs bir amaç gütmüyor. Bu da sinemaları, saçma sapan 3-5 bin liraya çekilen yapay zeka filmlerin viziyona girdiği ve seyircisi olmayan bir yer haline getiriyor. Canım ülkem en fazla maruz kaldığı sanat olan sinemayı da öldüruyor böylelikle.
Film çekmek çok maliyetli bir şeydir, sete çıktığında o gün hiç bir şey çekemesen bile deli gibi para yanmaya devam eder. Amerika'da adamlar saçma sapan fimlere 200 300 milyon dolar harcıyor, biz 1 1.5 milyon dolarlık film yapinca dev bütçeli diyoruz. Aradaki kalite farkı bu kadar büyük.
Şuan 3 günlük bir set sadece malzeme giderleriyle en az 100-200K bandında çekilebiliyor. O da kısa film olunca yine “işe yaramaz” görülüyor.
Şuan 3 günlük bir set sadece malzeme giderleriyle en az 100-200K bandında çekilebiliyor. O da kısa film olunca yine “işe yaramaz” görülüyor.
Avrupa'da kısa filmler çok değer görüyor, oradaki kısa film bütçelerine bakıyorum 500 bin Eurodan başlıyor. Zaten bundan düşük bütçeli kısa filmleri festival jürileri dikkate almıyor.
Avrupa'da kısa filmler çok değer görüyor, oradaki kısa film bütçelerine bakıyorum 500 bin Eurodan başlıyor. Zaten bundan düşük bütçeli kısa filmleri festival jürileri dikkate almıyor.
Bizde bunun ayrımı da yok çünkü kısa metraj çekene ya öğrencidir ya da sinemaya yeni girmistir gozuyle bakiliyor.
Çünkü ülkemizde sinema sanat değil ticaret kapısı olarak görülüyor. Yapımcı 60-70 milyon koysarsam ne kadarı geri gelir diye düşünüyor. Sanatsal, felsefi, edebi vs bir amaç gütmüyor. Bu da sinemaları, saçma sapan 3-5 bin liraya çekilen yapay zeka filmlerin viziyona girdiği ve seyircisi olmayan bir yer haline getiriyor. Canım ülkem en fazla maruz kaldığı sanat olan sinemayı da öldüruyor böylelikle.
Ticari bakma işi Hollywoodda da böyle hatta oradaki yapımcılar ultra kapitalist ama kaliteli işlerden daha çok para ve prestij kazanacaklarını bildikleri için çok büyük paralar yatırabiliyorlar.
Ticari bakma işi Hollywoodda da böyle hatta oradaki yapımcılar ultra kapitalist ama kaliteli işlerden daha çok para ve prestij kazanacaklarını bildikleri için çok büyük paralar yatırabiliyorlar.
Kaliteli iş bilinci var işte. Hollywood gibi bir kültür var. Bizde aynı yatırım star oyuncun varsa yönetmen sektörde “biri” ise üzerinden sağlam bir pr yapılabilecekse geliyor. Ama işin kalitesine bakılmıyor.
Bizim yapımcılar gişe garantili ucuz komedi, ağlak dram ve saçma romantik komedi filmlerinden başka bir şeye yatırım yapmak istemiyor.
İşler kalitesizleşip fiyatlar uçunca sinemalar karne günüyle, pazar günleriyle ayakta kalınca ve son senelerde en fazla izlenen Recep İvedik vs gibi şeyler olunca kaçınılmaz olan bu oluyor.
İşler kalitesizleşip fiyatlar uçunca sinemalar karne günüyle, pazar günleriyle ayakta kalınca ve son senelerde en fazla izlenen Recep İvedik vs gibi şeyler olunca kaçınılmaz olan bu oluyor.
Aynen öyle, bizim sektör böyle olunca Netflix mubi Disney falan gelince umutlanmıştık. Çünkü bu platformlar başka ülkelerde bağımsız sinemaya yatırım yapıyordu ama bizim ülkemizde bunların yönetimine de yine dinazor yöneticiler geçince hayaller suya düştü.
Aynen öyle, bizim sektör böyle olunca Netflix mubi Disney falan gelince umutlanmıştık. Çünkü bu platformlar başka ülkelerde bağımsız sinemaya yatırım yapıyordu ama bizim ülkemizde bunların yönetimine de yine dinazor yöneticiler geçince hayaller suya düştü.
Pahalı bir sektör parası olan kimsenin de sanatla ve vizyonla işi yok.
1923 yılında Almanya’da yaşanan hiperenflasyon döneminde insanların rulo duvar kağıdı yerine Alman parasıyla duvarları kapladıkları söylenir. Buradan iktisadi bir teoriye geçmek istiyorum çünkü aynı dönemde sinema biletine olan talep ciddi oranda artmış. Daha doğrusu böyle deniyor. Bu doğru mu? Bu konuda bilgisi olan var mı?
Sinema tarihine vakıf olanlar burada mısınız?
1923 yılında Almanya’da yaşanan hiperenflasyon döneminde insanların rulo duvar kağıdı yerine Alman parasıyla duvarları kapladıkları söylenir. Buradan iktisadi bir teoriye geçmek istiyorum çünkü aynı dönemde sinema biletine olan talep ciddi oranda artmış. Daha doğrusu böyle deniyor. Bu doğru mu? Bu konuda bilgisi olan var mı?
Sinema tarihine vakıf olanlar burada mısınız?
Sinema tarihini az çok biliyorum ama bahsettiğin olayı duymadım, fakat olmamış da diyemem çok niş bir konu. Bunu sinema tarihçilerinden çok iktisat tarihi araştıranlar bilir sanki.
1923 yılında Almanya’da yaşanan hiperenflasyon döneminde insanların rulo duvar kağıdı yerine Alman parasıyla duvarları kapladıkları söylenir. Buradan iktisadi bir teoriye geçmek istiyorum çünkü aynı dönemde sinema biletine olan talep ciddi oranda artmış. Daha doğrusu böyle deniyor. Bu doğru mu? Bu konuda bilgisi olan var mı?
Sinema tarihine vakıf olanlar burada mısınız?
O döneme ait alman halkının parayı kullanımıyla alakalı çok hikaye var. Bu da muhtemelen doğdudur
Sponsor bulunamıyor mu acaba? Gerçekten bilmiyorum bu arada.
Filmekimi’ne de az kaldı, bu sene kaçırmam.
Türkiye'nin en zengin insanı bile 60 milyon lirayı kolay kolay sinemaya yatırmaz, böyle bütçeli filmleri Türkiye'de ortak yapımcılar bir konsorsiyum kurup yapıyorlar ancak.
Türkiye'nin en zengin insanı bile 60 milyon lirayı kolay kolay sinemaya yatırmaz, böyle bütçeli filmleri Türkiye'de ortak yapımcılar bir konsorsiyum kurup yapıyorlar ancak.
Sizin finale kalmanız adınızı duyuracak illa ki. Bahsettiğiniz para büyük tabi o kadar destek verilir mi bilinmez ama bir yerlerden başlarsınız gibi görülüyor
Sizin finale kalmanız adınızı duyuracak illa ki. Bahsettiğiniz para büyük tabi o kadar destek verilir mi bilinmez ama bir yerlerden başlarsınız gibi görülüyor
Uzun metraj işinde artık pek umudum yok ama kısa film yapmayı düşünüyorum.