Ben bu ara evlat acısı temalı filmler izliyorum. Bir insanın yaşayabileceği en büyük acı derler, psikolojik olarak ele alacak olursak da tam bir yıkım. İsterseniz oradan gidebiliriz
Mesela dün kafede türk sanat filmleri masasında bir kullanıcı "saç" diye sanat filmini önerdi, sıfır beklentiyle izledim ama hayran kaldım. Vay be dedim iyi ki izlemişim önyargıma uymayıp
Merhaba, aranıza yeni katıldım. Anladığım kadarıyla ortak bir kitap belirleyip okuyoruz veya film belirleyip izliyoruz. Vaktim oldukça ben de iştirak ederim. Bir de film önerisi yapayım: Mr.Nobody filmini izlemediyseniz muhakkak izleyin. 🤗
Secret sunshine dimi? Baktım konusuna da gece gece biraz ağır gelebilir diye açmadım. Listeme aldım sonra bi ara izleyeceğim. Beğendiniz mi filmi?
Bence izlenmeye değer bir film. Ağır bir film ama sebebi anne-çocuk ilişkisinden ziyade toplum ve kültür dinamikleri. Filmin başrolü yaşanılan şehir diyebilirim hatta.
Bence izlenmeye değer bir film. Ağır bir film ama sebebi anne-çocuk ilişkisinden ziyade toplum ve kültür dinamikleri. Filmin başrolü yaşanılan şehir diyebilirim hatta.
Bu işlerden anlayan bir arkadaşa benziyorsunuz yorumunuzu dikkate alıp izleyeceğim en kısa zamanda :)
hoşbulduk teşekkür ederim🌸 dün filmi yarım bırakmak zorunda kaldım ama cok etkileyici bi yerinde bıraktım bugün devam edeceğim fikrimi yazarım. anne oldugum için de farklı etkilenceğimi düşündüm ve tekrar acmaya henüz cesaret edemedim acıkcası
kitabı daha once okumuştum ve etkilenmiştim derin bir kitap ve dikkatli okuma gerektiyor tabi ki ikinci sefer de okunmayı hak eden bir kitap ancak benim için şu an bunun zamanı değil, sonraki kitaplarda katılmak isterim onerilere göre
Ben de film önerilerimi yazayım: mr. Nobody(dün yazmıştım), Sliding doors, perfect days
Bir de türk filmi olarak "Ali'nin Sekiz Günü" filmini öneririm. Yalnız izlemesi biraz zor bir filmdir. Moralinizi bozabilir.
Batı Dünyası'nda son 10 senede en çok tartışılan ahlaki mesele sanırım kürtaj meselesi. Özellikle Amerikan kamuoyunu işim gereği yakından takip ediyorum. Bu mevzu kanlı bıçaklı bir kutuplaşma konusu. Türkiye'de henüz o derece politik bir eksene oturmuş bir konu değil, Fakat düşen doğum oranları ve artan evlilik dışı birlikteliklerle beraber yakında ülkemizde de ciddi bir gündem maddesi olacaktır.
Sizce; Rahimde gelişmekte olan bir fetüsün kürtajla alınması kararında hakkaniyetli yetki/irade dağılımı nasıl olmalıdır? Anne, baba, devlet, fetüs ne derece hak sahibidir? Kanuni çerçeve oluşturulurken tecavüz, annenin sağlığına hayati tehdit oluşturma hali, fetüste tespit edilen ciddi genetik kusurlar, ebeveynlerin ve aile büyüklerinin maddi/manevi yeterlilikleri gibi durumlara dikkat edilmeli midir?
Dilara hanım biyoetik diye kocaman bir saha var. Buraya bir sürü insan katkı sunuyor. Diplomalarınızdan ötürü tebrik ederim ama felsefe kredi doldurup imzalı kağıt almakla olan bir şey değil. Herkes kendince bir tahsile sahiptir. Bunu gündeme getirmekten ar ederim..
Garipmiş. Aslında kürtaj meselesini açan arkadaş gayet mantıksal sorular sormuş. Öfke patlamasini gerektiren bir şey yok gibi. Neyse durumun yorumlanmasini psikologlara bırakıyorum :)
Ah bu üslup. Aynı düşünce şöyle ifade edilebilirdi ve sorun çıkmazdı: mantıken fetüs kadının bedeninin içindedir. Dolayısıyla diğer aile bireyleri veya devlet söz sahibi olamaz çünkü bedenim kendime aittir. Fetüs'ün karar verme yetkinliği de zaten yok. Bu yüzden tek irade kadında olmalı.