Sevgisiz bir evde büyüyen Vidar'ın çocukluğundaki en yoğun travmayla yüzleşmesini anlatıyor. Bir telefon hattı üzerinden kendi geçmişine dönüyor ve bu yüzleşme, o travma kadar ağır ve sarsıcı geçiyor. Çarpıcı ama sade bir dille yazılmış. Bu kitap beni "benim de yaralarım var" diye değil, "sevdiğim insanlarla daha konuşmadığım şeyler var" diye yakaladı. Vidar'ın aksine ailemden ve ablamdan memnunum, minnettarım ama yine de hem onlarla hem kendimle konuşmak istediklerim var. Telefon kurgusunun asıl gücü Vidar geçmişe acısını çözmek için dönüyor, ama o telefon herkese çalabilir. Mutlu büyümüş biri de o numarayı çevirmek isterdi "o anı bir daha görsem, o sesi bir daha duysam, bence bildiklerimle o masaya bir daha otursam" diye. Romanın evrenselliği pişmanlıkta değil, zamanın geri alınamamasında bence.