Muadilleri ile aynı kefeye konmasına bir bakıma hak veriyorum, "meta-oyun", oyun içinde oyun, self-reflective bir öyküleme anlayışı, bir oyunu belli bir kalıba sokmaya elverişli kılabilir. Ama oyundaki Anlatıcı'nın üslubunda, en basit mizansen içinde bile bir zarafet, neyin gerçekten komik, gerçekten trajik olabileceğine dair şüphe ettirici bir hiciv vardı bence. Kozmetik eklentiler, mikro-alım-satımlar çağında, bir oyunun ticari değeri veya marka değerinin, taşıdığı estetik değerin üzerinde konumlanışı üzerine, mevcut küresel oyun kültürünün sorunları üzerine derdini paylaşan bir amatörün elinden çıkmış bir Half-Life modu olmaktan kendini fersah fersah uzağa taşıyor oyundaki varoluşçu öykü. Belki alışkın olduğum yolun dışına çıktığımdan gölgesi kendisinden büyük bir şey gördüğümü sanmışımdır. Ama oyun esnasında her bir farklı seçeneği neden merak ettiğimin nedenini çok merak etmiştim, hatırladığım kadarını da hala ediyorum.