Bir kitap değil, bir sabah uyanma sebebi
Geçen yıl kitabı bitirdim. Japonların o meşhur "neden yaşıyorum" meselesinin daha doğa temelli cevabını aramak için muazzam bir kitaptır.
Kitabı okurken en çok bizim hayatımızın ne kadar gürültülü olduğunu düşündüm. Sabah alarm, iş, mesajlar, "ne yaptın bugün bro" soruları hep bizi bir telaşa sürüklüyor. Akşam yatağa girdiğimde de "bugün ne için yaşadım ki?" diye düşündüğüm oluyordu bazen. Cevap çoğu zaman yoktu. İşte bu boşluğa yalnızca bir şey doldurmak mümkün.
⚠ spoiler'ı gör. Kulağa hoş geliyor. Ama pratike öyle kolay değil ki. Ben mesela yıllardır "iyi olduğum şeyle sevdiğim şeyi" birleştirmeye çalışıyorum. Hala tam oturtamadım. Belki de oturtmak zorunda değilim, o ayrı mesele.)
En çok aklımda kalan, Okinawa’daki yaşlılar oldu. Yüz yaşına gelmiş insanlar. Büyük idealleri yok. Sabah kalkıp bahçeyle uğraşıyorlar, komşularıyla çay içiyorlar, az yiyorlar, yürüyorlar. Hayatları sade. Bizim gibi "başarı" peşinde koşmuyorlar. Belki de sırrı bu sadelikte.
Belki ikigai büyük bir keşif değil. Belki de her sabah yaptığım o küçük şeylerin toplamı. Birine gülümseyerek "günaydın" demek, sevdiğim bir yemeği pişirmek gibi küçük ayrıntılardadır belki de. Bunlar da birer ikigai olabilir.
Kitabı bitirdikten sonra hayatım değişmedi. Hala aynı telaşlı sabahlara uyanıyorum. Ama artık en azından "neden?" diye bir kez daha bakıyorum. Belki siz de bakarsınız.