M'adamSanat
HakkımızdaSSSTopluluk KurallarıKullanım KoşullarıGizlilikŞeffaflıkİletişim
© 2026 Madamsanat — Türkiye'nin kültür-sanat platformu.
Veri kaynakları: TMDB · RAWG.io · ISBNdb · Google Books. TMDB tarafından onaylanmamıştır.
M'adamSanat
KitapFilmDiziOyunTiyatroKulüpEtkinlikSalonKafeKöşeKenar
M'adamSanat
KitapFilmDiziOyunTiyatroKulüpEtkinlikSalonKafeKöşeKenar
⋯
KitapFilmDiziOyunTiyatroKulüpEtkinlikSalonKafeKöşeKenar
Geri
Köşe
30 Haziran 2026
Profilimde durması amacıyla birkaç şiirimi paylaşıyorum. Sevgiler. KULAKTAN KULAĞA daha çok küçüksün dedi dağa çıkıp üşürsün dedi daha çok öpüşürsün dedi sondaki mızıkçıydı seni seviyorum dedi -LaBlanche- SIRILSIKLAM pas tuttu bir yağmur bulutu artık içine kuş gibi giren düş gibi çıkıyordu ve açık penceremden sağanak şiirler yağıyordu yalnızlığıma kapatamıyordum ki yoksa benim pencereme çarpıyordu ölmek isteyen kuşlar ve ölü kuşlar ışıktan hızlı uçamazlar ben uçabiliyordum ama sırılsıklam yağmurdan değil aşktan sen bilmiyordun oysa bir şey gitmesin diye kulağına dikişler atıyordum dilime bir şey gitmesin diye tanrının kulağına dikişler atıyordum ruhuma işte böyle paslanıyordu gözlerim yağa yağa yoksa sanma ki deliler gibi özledim çünkü deliler şiir değil taş atar kuyulara onu da kırk akıllı çıkaramıyor gerçi ama deli olsam kapatır pencereyi çeker giderdim güle güle değil söve saya -LaBlanche- ŞİİRLER VAR Bir şiiri ona ithaf edememekle başladı her şey ve hiçbir şiiri ona ithaf edememekle devam etti. "Çok ilginç bir öyküymüş gerçekten" diye dalga geçti biri. "Hey!" dedim, "bu bir öykü değil ki." Çünkü bütün şiirler ona aitti. "Bak şimdi romantik bir öyküye benzedi" deyip, ciddileşti biri. "Neden anlamıyorsun" dedim, "bu bir öykü değil, kafiyeleri görmedin mi?" Çünkü bütün şiirler sana aitti. "İkinci tekil kişiye mi geçtin? İkinci tekil kişiye yazılmış öyküler sıkıcı olur" dedi biri. "Sen kimsin ya" dedim, mısralar bir yana, kafiyeyi bile önemsemedim. Duraksadım sonra...önemsedim hem mısraları hem de kafiyeyi. Zihnimi ısıtan kelimeler kaybolurken kaşla göz arasında, uykusuzluktan gözlerimde biriken kan dudaklarımdan kalbime ve kalbimden kasığıma akarken bacaklarımın arasında, tutkulu parmak uçlarımı ve masum avuçlarımı koruyan askerler kalırken iki ateş arasında, ve öpmek ve öpmek ve öpmek arasında bir şeydi. "Ay, noluyor?" dedi biri. Bu belki de bir şiirdi, başından sonuna kadar. Durup dururken devrilmiş cümleler var. Yastığımın üzerinde edilmiş sohbetler var. Ellerin ellerimde unutulmuş geceler var. Beni incitmediğin incitsen de kaçıp gitmediğin veya gitmemi istemediğin korkmadan seninle konuşabildiğim seni istediğim kadar sevebildiğim şiirler var. -LaBlanche- OROSPU KALEM Kalem, kılıçtan keskindi… Hadi lan! Keskin falan değildi. Görmemişin kalemi olmuş, tutmuş kılıç demiş. Maalesef koparacak çük yokmuş. Hayda..? Miş’li geçmiş zaman ne Hüseyin? Bana masal anlatma Hüseyin. Adın Hüseyin bile değil Hüseyin! Ne diyordum? Kalem kılıçtan keskin değildi. Ve koparacak çük yoktu. İşte böyle başladı her şey… Haha! Hayır, böyle başlamadı. Alakası bile yoktu. Ama Hüseyin’in Hüseyin olmadığı doğru. Hüseyin, aslında Zeynep’ti. O yüzden koparacak çükünün olmamasına hiç içerlemedi. Zeynep’in iki tane kalemi vardı. İkisini de Emre’ye verdi. Hayda..? Annen sana "göster ama verme” demedi mi Zeynep? Bana maval okuma Zeynep. Adın Zeynep bile değil Zeynep! Evet ne diyordum? Zeynep’in iki kalemi vardı. Ve onları Emre’ye vermişti. İşte böyle bitti her şey… Hahayt! Hayır, tabii ki böyle bitmedi. Ama Emre’nin Emre olduğu doğru. Emre, kalemlerin ucunu ısırdı. Öğretmeni ağzına biber sürdü bu yüzden. Ama Emre yine ısırdı. Öğretmeni kalemlere biber sürdü bu yüzden. Ama Emre…öykünün ağzına sıçtın Emre! Kılıç da, çük de, biber de, hatta Emre de yoktu. İki tane kalem vardı. Biri, diğerine: “Senin adın da kalem, benim adım da, bu böyle olmaz; biz sana orospu kalem diyelim” …dedi. -LaBlanche-
0
0
Paylaş
Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor...