Matt Haig'in İnsanlar'ını bitirdiğimde epey uzun süre sessizce oturdum
Matt Haig'in İnsanlar'ını bitirdiğimde epey uzun süre sessizce oturdum. Hayatın en sıradan gibi görünen güzelliklerini, mesela bir gülümsemenin sıcaklığını, yağmurun toprağa düştüğündeki o taze kokuyu, bir dokunuşun verdiği sakinliği öyle yalın, öyle derin bir dille anlatıyor ki, yaşamanın değerini yeniden, neredeyse çocuksu bir şaşkınlıkla hissettim. Sıradan anların aslında ne kadar kırılgan ve bir o kadar da mucizevi olduğunu, ölümlü olmanın, insan olmanın hem zayıf hem de inanılmaz yanlarını hatırlattı bana. Okuduktan sonra dışarıya, insanlara, hatta kendi nefesime biraz daha dikkatli bakıyorum. Teşekkürler Matt Haig.