Tepetaklak Patema yerçekimi tersine dönmüş iki toplum, birbirinden korkan insanl…
Tepetaklak Patema yerçekimi tersine dönmüş iki toplum, birbirinden korkan insanlar, yasaklı bölgeler ve "öteki"ne karşı beslenen derin nefretin hikayesini etkileyici şekilde anlatan güzel yapımlardandır. Fraksiyon ayrılıkları ve bu ayrılıkların üzerine inşa edilen anlamsız düşmanlaştırmaları göstermekle gerçek hayatta da bu kutuplaşmalara işaret ediyor.
Tarih boyunca insanlar, çoğu zaman sonradan uydurulmuş ya da abartılmış farklar yüzünden birbirlerini "öteki" ilan etmişlerdir. Dini mezhep kavgaları, aynı kitaba inanan insanların yüzyıllarca kan dökmesine yol açmıştır. Siyasi ideolojiler, aynı topraklarda yaşayan insanları "hain" ve "vatansever" diye ikiye ayırmıştır. Soğuk Savaş döneminde Berlin Duvarı'nın iki yanı, fiziksel bir engelden çok daha fazlasını temsil ettiği gibi, zihinlerde örülmüş, kuşaklar boyu aktarılan bir korku mimarisiydi. Irk, dil, sınıf, mezhep, ideoloji gibi bizi sözde birleştiren, ama aslında ayıran şeyler hangi gerekçe olursa olsun, aynı söylemi kullanmıştır: "Biz" ve "Onlar".
Bu animenin gücü, bu ayrımı neredeyse absürt bir seviyeye taşımasındadır. Yerçekiminin yönü gibi tamamen fiziksel, nesnel ve değişmez görünen bir fark, aslında toplumsal bir inşadır. İnsanlar birbirini "ters" diye yaftalarken, aslında kendi ayakları üzerinde durmanın "doğru" olduğuna dair bir mit yaratırlar. Tıpkı tarihte "doğru inanç", "doğru ırk", "doğru sınıf" ya da "doğru ideoloji" mitlerinin yaratıldığı gibi.
Bu mitlerin nasıl işlediğini de gösteriyor bu anime. Korku, cehalet ve otorite bu işleyişin en önemli sütunlarıdır. Yönetici sınıflar, halkı "öteki"ne karşı birleştirerek kendi iktidarlarını pekiştiriyor. Eğitim sistemi, propaganda ve yasaklar, genç zihinlere "karşı tarafın" insan bile olmadığı fikrini aşılar. Tarihte defalarca tekrarlanan bir mekanizmadır bu. Bir kez "onlar" insanlıktan çıkarıldığında, her türlü şiddet meşrulaşır.
Ama Patema ve Age'nin karşılaşması, bu mekanizmanın ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatıyor. İki genç, birbirlerinin "ters"liğini deneyimlediklerinde, farkın aslında bir fark olmadığını keşfediyorlar. Aynı gökyüzünün altında, aynı korkuları, aynı umutları taşıyan varlıklar olduklarını anlıyorlar. İşte bu an, tarihin en değerli ve en nadir anlarından biridir. Çünkü şeytanlaştırılmış düşmanın insanlaştığı andır.
Fraksiyon ayrılıklarından vazgeçmeyecek kadar kırılgan bir türdür insanlık. Anime yerçekimini tersine çevirerek özünde şu basit soruyu soruyor: Bizim "doğru" sandığımız şey, gerçekten doğru mu? Yoksa sadece alıştığımız.